yazı

26/8/2009 - aramalar

dedem öldü evvelsi gün, 1930lu yıllarda doğmuş olmalı. telefonda öldüğü haberini aldığımda kahvaltıdaydım, içim cız etmedi. artık kendimi ne zannediyorsam onun adına üzüldüm bir de, içimi cız ettirecek bir anı bırakmadığı için bana.

dedem ardında mal mülk bırakmadan fakat benim içimi cızlatmasa da belli ki başkalarının içini cızlatacak anılar bırakarak gitti.

bugün babamı aradım, nasılsın napıyorsun diye sordum. iyiyim kızım biraz kafamı dağıtayım diye su kenarına geldim balık falan tutuyorum dedi. içiyor musun diye sordum, yok ne içmesi dedi. sanırım böyle bir zamanda içmeyi uygun görmedi. dün nasıldı, babaannem nasıl diye sordum. babaannen herzamankim gibi kızım fark yok, dün babaannenin evindeki eşyaları paylaştık, amcanlarda şu anda dedi. dün amcalar yengeler kuzenler hepsi babaannemdelermiş. babama neden paylaştınız eşyaları dedim, babaannen bir daha dönmez ki eve dedi. babaannem iki numaralı amcamda kalıyormuş. annemle babaannemin arasının bozuk olduğunu bildiğim için babama "annem birşey almamıştır heralde" dedim. babam da cam yemek takımı vardı, onu aldı bir tek dedi, duygulandım.

babamın annemden çok önceleri kıbrıstan askerlik dönüşü çeyize koyma düşüncesiyle aldığı yemek takımıydı bu bahsi geçen. annemle babam evlenirlerken babaannem babama hiçbir şey vermediği gibi bu takımı da vermemiş, annem anlatıp dururdu.

telefonu kapattık, babacığım ah babam benim diye ağlamaya başladım. kolay değil babasıydı ölen. hiç de anlatmazdı içinden geçenleri, ama düşünceli olduğu belliydi.

bir kaç saat sonra annemle konuşayım diye aradım,şimdi başsağlığına komşular geldi sonra ararım seni kızım dedi.

onbeş dakika sonra konuştuk annemle. babamla konuştuklarımızı anlattım, yemek takımlarını almışsın dedim. biliyorsun onlar babanındı zaten, ben bizim olanı aldım dedi, biliyorum dedim.

annem beş kardeşin, beş eltinin yaklaşık sekiz kuzenin eşya paylaşmalarını anlattı, çok güldüm. tahta bir kaşık başında iki kuzenim birbirine girmiş; başka bir kuzen kardeşime dayılık yapmış, kardeşim de bak sana "gömerim" demiş, falan... sonra annem amcan yemeğe geldi sonra konuşalım kızım dedi, tamam annecim ddeyip kapattım telefonu.

bir insan öldü, arkasından pek gözyaşı dökülmedi, hatta belki de hiç dökülmedi. ama yine de ne çok şey değişti! ölüm böyle birşey galiba. ölen kişinin varlığını en çok hissettiren zaman öldüğü zaman olmalı.

dedemin anısına yazıyorum bu yazıyı ve ona teşekkür ediyorum bana yazdırdığı için.

07.08.09

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Son Yazılarım

aramalar
zirve yaşantılar
ne desem
yepyeni....
şiir
şiir
yorum
bir yazı...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Arkadaşlarım